Bilmeyenler için tekrar hatırlatayım. Ben şu an yazılım sektöründe çalışmaktayım. İşin aslı mesai saatlerim içerisinde yazılım sektörü için "yaşamaktayım" diyebiliriz. Cem Yılmaz'ın G.O.R.A fimini seyredenler hatırlarlar. Başlarında bir sahne vardı. Turist çift Kapalı Çarşıda Cem Yılmaz'ın halı dükkanında beklemektedirler. Çırağı koşarak Cem Yılmaz'a haber verir:
- Abi müşteri geldi. Dükkanda bekliyor.
Cem Yılmaz dükkana gider. Turist çift sorar:
- Do you know English (İnglizce biliyor musun)?
Cem yılmaz cevap verir:
- I know English? I live English!! (İnglizce biliyor muyum? İngilizce'yi yaşıyorum!!) Sonra halı satışına İngilizce şakıyarak devam eder.
Onun misali ben de yazılımı yaşıyorum işte. Son günlerde yeni projemizi kodlamaya başladık. Ben işe veritabanının tasarlanması ve verilerin bu veritanından uygulamaya aktarılması işi ile başladım. Programcı arkadaşlar içinden hemen şunu geçirmişlerdir: "İşin temeli bu!".
Evet gerçekten de işin temeli bu. İyi tasarlanmış bir veritabanı bir web uygulaması için bence en önemli şeydir. Neyse konumuza geri döneyim. Tüm bu işlemleri yaparken birşey farkettim: "Ben yeni bir şey üretiyorum!". Bir yazılım için gerekli olan en önemli şeyi üretiyorum. Adı üstünde veritabanı ile ürettiğim bu taban üzerine yeni bir yazılım geliştirilecek. Daha sonra bu yazılımı insanlar kullanacak. Belki binlerce belki milyonlarca insan. Bu yazılımı kullanırken arka planda çalışan veritabanını kimin tasarladığını %99.9 ihtimalle hiç kimse umursamayacak. Büyük ihtimalle onların (binlerin belkide milyonların) kullandığı bu uygulamanın temelini benim attığımı sadece ben ve proje ekibi bileceğiz. Bunun binlerce İstanbul'lunun hergün kullandığı bir alışveriş merkezinin (ne biliyim Akmerkez v.b. bir yerin) binasının mimarının kim olduğunu bilmemekten bir farkı yok diye düşünüyorum. Fakat ne olursa olsun böyle birşeyi üretmenin verdiği hazzı başka hiçbir şeyde tadamazsınız. İşte son günlerde yaşadığım duygu bu. Hele bir de bu ürettiğim şeyin gerçekten kullanılmaya başlanması ve insanların bu şeyden faydalanmasını düşünemiyorum bile. Bu duyguyu ufak da olsa bir kaç kez tatdım. İnanılmaz bir şey!. Bu son projemizle bunu büyük bir şekilde yaşayacağımı hayal etmem dahi beni çok mutlu ve motive ediyor.
Aklıma konu ile ilgili birşeyler daha geliyor. Neden İngilizce'de software architect (yazılm mimarı), web building (web inşa etme), under construction (inşaat halinde), vb. kelimeler var sizce? Bence bu işin yeni bir mimari yapının üretilmesinden farkı omadığı için! Hele bir de bu ürettiğiniz yapıyı binlerce hatta milyonlarca kişi kullanırsa deymeyin keyfinize...