"Yenilikçilik", İngilizce ifadesiyle "Innovation" veya Türkçe'ye ithal haliyle "İnovasyon" kelimesi sizin için ne ifade ediyor?
Uzun zamandır bu kelimeyi çok duyar olduk. Dünyada bir yenilikçilik akımıdır almış başını gidiyor. Yenilikçi olmayan ürünler piyasada kabul görmüyor, yenilikçi olmayan hizmetler piyasada tutunamıyor, yenilikçi olmayan projeler finansman bulamıyor!
Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere, Hindistan, Çin, Brezilya, vb. ülkeler yenilikçiliği bir devlet politikası haline dönüştürmüş durumdalar. Bu ve benzeri ülkelerdeki insanlar, yenilikçiliği bir yaşam tarzı şekline dönüştürmeyi başarmışlar. Peki bu inovasyon denen şey Türkiye'de bireyler, firmalar ve toplum tarafından ne kadar benimsenmiş? Bana göre "Sıfır". Özellikle teknoloji alanında Türkiye'de yenilikçi ürün neredeyse hiç yok denilebilir. Varsa da bir elin parmağını geçmez. Kendi gözlemlerime göre, ülkemizde en çok yenilikçi ürün sunan sektör tekstil sektörü. Fakat bir ülkenin kalkınması için sadece bir sektöre sırtınızı dayayamazsınız. Özellikle de, günümüzde bilgi ekonomisinin kuralları oynanırken, ağır sanayi olan tekstil sektörü gibi bir sektör, kalkınma için yeterli olmayacaktır. Bize teknoloji lazım. Yenilikçi teknoloji lazım! Bana göre, dünya arenasında yer almamız için, inovatif teknolojiler üretip ihraç etmemiz, olmazsa olmaz bir şarttır.
Yenilikçilik dedim, yenilikçi teknoloji dedim. Peki nedir bunlar? Okul yıllarımızdan bu yana "tanım"larla yaratıcılığımızı devamlı öldürdük. Onun için ben yenilikçiliğin tanımını falan yapmayacağım. Aslında kelimenin kendisi tanımını içinde barındırıyor da. Ben daha çok size yenilikçiliği örneklerle açıklamaya çalışacağım. Yenilikçi ürün ve hizmetler iki şekilde ele alınmaktadır. Biri; daha önce hiç denenmemiş, dünyada herhangi bir örneği bulunmayan ürün ve hizmetler, diğeri ise varolan ürün/hizmetin yenilikçi fikirlerle bir dizi iyileştirme ve geliştirme işlemine tabi tutulmasıyla ortaya çıkan ürün ve hizmetlerdir.
Tablet PC birinci türdeki yenilikçi ürünlere iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Tablet PC ile insanlar daha önce sahip olmadıkları bir esnekliğe, yani el yazısı ile bilgisayarda yazı yazma esnekliğine ve kalem ile bilgisayara hükmetme olanığına kavuştular. Belki siz de benim gibi kötü bir el yazısına sahip olduğunuz için, klavyeyle yazı yazmayı ve “Abicim ben mouse’u konuştururum, birer piksel hareket ettirecek kadar mouse’u hassas kullanırım” nidasıyla mouse’u tercih edenlerden olabilirsiniz. Fakat büyük bir grup için kalem kullanmak ve el yazısı ile yazı yazmak çok daha esnek ve kullanışlı olmaktadır. Mesela mimarlar, inşaat mühendisleri, sitilistler, karikatüristler, grafik tasarımcılar,vb. Tablet PC işte tam bu grupların istediği şeyi onlara vermiştir. Daha önce hiç kimse onlara böyle bir imkan sunmamıştı. Hatta kimsenin aklına, koca bilgisayarın ince bir tablete sığarak kalem ile kullanılabileceği gelmemişti. İşte burada Tablet PC’nin yaratıcılarının yenilikçi ruhu konuştu ve dünyaya böyle bir ürün kazandırdılar.
Gençliğin yeni trendi: iPod. İlk bakışta çokta yenilikçi bir ürün gibi gözükmeyebilir. Zaten mp3 playerlar vardı. Hatta oldukça küçüklerdi ve yüksek boyutlarda kapasiteleri de vardı. Neden iPod yenilikçi ürün olsun ki! Varolan mp3 playerlarda birşeyler eksikti. Trendy tasarımları yoktu ve müzik servisleri ile entegre çalışmıyorlardı. Bu yüzden mp3 playerlar iPod kadar tutulmadı. İşte Apple, iPod’a bazı yenilikçi özellikler katarak, başarılı bir şekilde gençlere sundu. Varolan bir teknolojiyi (dijital müzik) trendy’leştirdi. Bunu yaparken bilinçli bir pazarlama politikası izledi. IPod’un bana göre en önemli yenilikçi özelliği, iPod ile entegre çalışan iTunes yazılımı ve dijital müzik hizmeti. Bir servisi bir ürüne iyi bir şekilde entegre etmeyi başaran Apple, daha önce hiçbir mp3 player’ın yapmadığı birşeyi gerçekleştirmiş oldu. Bugün iPod’un geldiği noktaya bakılırsa, çok daha yenilikçi özelliklere büründüğü görülür. Dijital resim gösterme özelliği, video oynatma özelliği, podcasting bunlardan bir kaçı. İşte iPod, yukarıda belirttiğim ikinci türdeki yenilikçi ürünlere en iyi örneklerden biridir.
Leke tutmayan kırışmayan gömlek, evi kendi kendine temizleyen elektrikli süpürge, havadaki elektriği kullanan RFID’li kimlik kartları... Bunlar gibi çok çarpıcı, yararlı ve zekice düşünülmüş birçok yenilikçi üründen bahsetmek mümkün. Fakat ben hayatımızın içindeki, belki de hayatımızı kökten değiştiren bazı yenilikçi ürünlerden bahsetmek istiyorum. Bunlardan ilk aklıma gelen “telefon”. Alexander Graham Bell telefonu icat ettikten sonra patentini almıştı. Ancak yeni icadına o kadar çok talep vardı ki, başına ağrılar giriyordu. Bell, daha sonra icadını ve patentini satmak için dönemin devi Western Union’a giderek teklifte bulundu. Western Union’dan toplam 100 bin dolar istedi. Western Union’ın başındaki kişi onunla alay etti. İstediği rakamın akıl almaz olduğunu söyledi ve reddetti. Gerisi tarih sayfalarında yazılı. Alexander Graham Bell icadını ticarileştirerek yenilikçi bir ürüne dönüştürüp büyük satışlar yaptı ve AT&T gibi bir dünya devinin doğuşunu gerçekleştirdi. Milyarlarca dolarlık bir pazar ortaya çıktı. İşte ben yenilikçi ürün veya yenilikçi teknoloji diye buna derim.
Hayatımızın içindeki bir diğer yenilikçi ürün ise çekyattır. Çekyat gerçekten de zekice düşünülmüş yenilikçi bir üründür. Kanepelerin sadece oturmaya yarayan bir mobilyadan ibaret olmaması gerektiğini düşünen yenilikçi ruh veya yaratıcı düşüncenin eseri olan bu mobilya, güzel bir yenilikçi ürün örneğidir. Bir diğeri ayakkabı çekeceği. Bir diğeri diş fırçası. Bir diğeri tarak. Bir diğeri çatal, kaşık, bıçak... Hayatımızın içinde birçok yenilikçi ürün bulunmakta. Fakat bunların yenilikçi ve yaratıcı tarafını görmemiz gerekiyor. Tüm bu ürünler ilk çıktığında insanların hoşuna gitmiş ve onların işini kolaylaştırmıştır. Daha sonra bu ürünleri insanlar satın almaya başlamışlardır. İşte burada görüldüğü üzere, yenilikçi ürünlerin bir kaç temel özelliği bulunmaktadır. Bunlardan ilki; ürünün daha önce hiçbir örneğinin bulunmaması veya varolan örneklerinden belirgin biçimde yeni özellikler ile ayrılmasıdır. Diğeri bu ürünlerin satılabilmesidir, yani ticarileşmiş olmasıdır. Satılmayan yeni bir şey, yenilikçi bir ürün değil, bir icattır. Bir diğeri ise yenilikçi ürünlerin insanlar tarafından beğenilmesi hatta trendy olması gereklidir. Günümüzde artık çatal/bıçak gibi temel ihtiyaçları karşılayan yenilikçi ürünler üretmek çok zordur. Fakat günümüzde mükemmel bir fırsat olan teknoloji gibi bir alan var. Bu alanda yenilikçi ürün üretme imkanı oldukça fazladır.
O zaman ülke olarak neden duruyoruz?!
Aslında durmuyoruz, durmak zorundayız! Neden? Çünkü yenilikçi ruha sahip, yaratıcı fikirler ortaya koyan bireylerimiz yok maalesef. Bunun sebebi bana göre eğitim sistemimizden ve toplumsal yapımızdan kaynaklanmakta. Okullarda ezber üzerine kurulu bir eğitim verildikçe, yaratıcı bireyler yetişmesi çok zor. “Eski köye yeni adet getirme” zihniyetindeki bir toplumdan, yenilikçi ürünler beklemek de çok zor. Peki bunu nasıl düzeltiriz? Bence çözümü çok basit. Atalete kapılmamak. Yani yapmamız gerekini bildiğimiz şeyi yapmak. Eğitim sistemini düzeltmek. Çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirmek. Hayal kurmanın, yeni şeyler denemenin güzel olduğunu çocuklarımıza aşılamak. Tabii çocuklarımızın sadece yaratıcılığını geliştirmek yeterli değildir. Çocuklarımızın girişimci ruhunu da geliştirmeliyiz. Eğer girişimci ruhu olmazsa, sadece icatlar yapan ve bunları satamayan bireyler yetiştirmiş oluruz. Satılamayan icatlar da o kadar işimize yaramaz sanırım. Tıpkı Japonya örneğinde olduğu gibi; Japonlar icat ediyor, Amerikanlar satıyor. Paranın büyük kısmını Amerika alıyor. Onun için eğitim sistemimize, mutlaka ve mutlaka girişimcilik üzerine dersler ve uygulamalar koymalıyız. Böylece biz de yenilikçi ürünler üreten bir toplum haline geliriz.
Yenilikçi ürünler üretmek ve satmak temennisiyle...